SIVI SOLUCAN GÜBRESİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE YARARLARI

SIVI SOLUCAN GÜBRESİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE YARARLARI

  • Sıvı Solucan Gübresi, humatları, fulvikasitleri, fitohormonları, aminoasitleri, vitaminleri, mikro- makro elementleri, bakterileri ve enzimleri içerir.
  • Ekolojik ve tehlikesizdir.
  • Pestisitlerle birlikte kullanılabilir.
  • Mikroorganizma sayısı benzer ürünlerden 100 kat fazladır.
  • Toprakta doğal humuslaşmayı sağlar, dolayısıyla verimliliği arttırır.
  • Sağlıklı doğadan, sağlıklı insana ulaşmayı sağlar.
  • Bakterisel ve mantarsal hastalıkları baskılar.
  • Tohum gelişme enerjisini ve çimlenmesini artırır.
  • Çeliklerin çabuk köklenmesini sağlar.
  • Köklerin oluşumunu uyandırarak bitkinin gelişmesini ve büyümesini hızlandırır.
  • Yapraklarda fotosentezi iyileştirerek gelişme ve büyümeyi hızlandırır.
  • Doğal bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Ürünlerdeki nitratın, ağır metallerin ve radyonuklitlerin oranını oldukça düşürür.
  • Ürünlerdeki şekerleri, proteini ve vitaminleri artırır.
  • Ürün artışı sağlar.
  • Olgunlaşma süresini 10-14 gün kısaltır.

Sıvı Solucan Gübresi, özellikle seralarda yapılan üretimlerde çok etkilidir. Bitkinin kök çürümesi, askohitoz gibi hastalıklara yakalanmasında hızlı bir düşüş görülür. Vejetasyon süresince 7-10 gün aralıklarla uygulama yapılması çok belirgin bir ürün artışına neden olur. Hububatlar, sebzeler, meyveler, üzüm, tütün, pamuk, yem bitkileri ve çiçekler gibi bir çok bitkide Sıvı Solucan Gübresi, denenmiş ve çok olumlu sonuçlar alnmıştır özellikle daha önce kimyasal ilaç ve zehirler kullanılarak hastalıklarla savaşılmış bitkilerde çok etkili olmuştur, ilaç masrafları düşerken aynı zamanda ürün kalite ve miktarı oldukça artmıştır.

TARIMDA ÜRÜN VE KALİTENİN ARTMASINDA ORGANİK SIVI SOLUCAN GÜBRESİNİN ETKİSİ

Toprak, yer kabuğunun bereketli olan üst yüzey tabakasıdır. Toprak verimliliği toprağın bir taraftan bitkiye su, hava, gerekli besleyici elementleri sağlama diğer taraftan bitkinin büyüme ve gelişimi için elverişli şartları yaratma, sonuçta da bol ürün oluşturma yeteneğidir. Toprak verimliliğinin en önemli göstergesi toprak organik madde içeriğindeki humus miktarıdır.
Toprak, toprak işleme makinelerinin sürekli yoğun şekilde kullanımı nedeniyle organik madde (humus) bakımından fakirleşmekte ve toprak verimliliği göstergelerinden olan yapısal yoğunluk, direnç, su geçirgenliği, nem tutma gibi değerli tarımsal özelliklerini kaybetmektedir.
Topraktaki humus içeriğinin bitki besin maddelerinin temel kaynağı olduğunu göz önüne alırsak ki humusun içeriğinde hemen hemen tüm toprak azotu (%98-99)fosfor ve kükürt %60 ve diğer besin maddelerinin büyük bir kısmı vardır; tarım uzmanlarının son yıllarda topraklardaki humus miktarının hızla azalması nedeniyle kaygılanmalarının nedeni anlaşılmaktadır.
Peki, çözüm nedir?
Geleneksel yöntemlerle toprak verimliliğini geri kazandırmak mümkün değildir. Yüksek fiyatlar nedeniyle daha çok mineral gübre kullanarak verimliliği geri kazandırmak mümkün değildir. En iyi ihtimalle şu andaki düzeyde tutulabilir. Ayrıca mineral gübrelerin kullanımı sadece bitkinin besin maddeleri ihtiyacını karşılar topraktaki toplam organik madde (humus) miktarını artırmaz. Toprağın verimliliğini dikkate alarak humus açığı olmayan bir denge yaratmak için mineral gübreler dışında her dekar toprağa ortalama 800 kg. – 1000 kg. organik gübre de kullanmak gerekir. Geleneksel organik gübrelerin çok miktarda olmaması, çağdaş tarım teknolojilerinde yeni tür organik gübrelerin araştırılmasını ve kullanılmasını zorunlu hale getirmektedir. Bunlardan birisi de Sıvı Solucan Gübresi BİRAY-S tir.
Humik asit, humik gübrenin oluşması için ana etken madde olan jeli oluşturma yeteneğine sahiptir. Bu özelliğinden dolayı toprağa humik asit uygulanmasından sonra toprağın su tutma kapasitesini artırır.
Düzenli olarak humik gübre uygulanan topraklar az humuslu topraklara göre radyonüklid, ağır metaller (kurşun, civa, krom, kadmiyum v.b.), böcek ilaçları gibi kimyasal kirleticilerin etkilerine karşı daha dayanıklıdırlar. Özellikle radyasyonla kirlenmiş tarıma elverişli toprakların yeniden yerleşime açılmasında ve tarıma başlanmasında bu çok önemlidir. Humatlar,bu zararlı maddeleri toprakta çözünemeyen bileşim kompleksleri haline getirerek bunların bitkilere, yer altı ve yer üstü sularına, atmosfere karışmasını imkansız hale getirir. Teknolojik alanlarda toprağa humik gübre eriyiği (%1-10) uygulanması hızla toprağın biyolojik aktivitesini artırır ve işletmeden çıkan zararlı emisyonlara karşı, üzerindeki bitkilerin dayanıklılığını artırır.
Modern tarım üretiminde yabani otlar, zararlılar ve çeşitli bitki hastalıklarına karşı pestisitlerin kullanılmaması mümkün değildir. Ancak bu ilaçların kullanımı sonucu toprakta oluşan kalıntılar nedeniyle toprak mikroflorasının yok olması, bitkinin fizyolojik fonksiyonlarının zarar görmesi gibi birçok olumsuz yan etkide meydana gelir. Pestisitlerdeki zehirli maddeler tarım ürünlerine de geçtiği, biriktiği için insan sağlığında da olumsuz etkiler meydana getirirler.
Toprağa humik gübre uygulaması mikroorganizmaların eylemliliklerini uyarır ve pestisitlerin toprakta daha hızlı yok olmalarını sağlar. Aynı zamanda bitkinin bu kimyasal ilaçların zararlarına karşı direncini arttırır ve bitkinin hücrelerinde zehir’in hızla yok olmasını sağlar. Toprakta organik humik madde kullanımı yüksek dozda mineral gübre (özellikle azotlu) kullanımının olumsuz etkilerini ortadan kaldırır.
Farklı bitki türleri humik gübrelere farklı tepki gösterirler. Geleneksel olarak bu bitkileri 4 gruba ayıra biliriz.
1.grup: Karbonhidrat açısından zengin; büyük biokütleli potasyum seven bitkiler (şeker pancarı, patates, domates,havuç,lahana,kökü yenenler )
Bu grup bitkilerde humik gübre maksimum etki gösterir. %50 ye kadar ürün artışı sağlar.
2.grup: Humik gübrenin iyi etki yaptığı bitkiler (Arpa, buğday, mısır, yulaf, pirinç, çavdar v.s.hububatgillerdir. Bunlarda en az %20-30 ürün artışı sağlar.
3.grup: Daha yüksek protein içeren baklagillerdir. (fasulye,bezelye,nohut,soya) humik gübreye az tepki verirler.
4.grup: Yağlık tohumlu bitkilerdir (kanola, ayçiçeği, v.s.) humik gübreye hiç tepki vermezler.
Ancak 3. ve 4.gruba ait bitkiler üzerinde tarlada yapılan denemelerde tamamen tersi sonuç çıkmıştır. Bu tür bitkilerde sadece ürün artışı değil kalitesi (yağ, protein, şeker v.b.) arttı. Denemelerin sonuçlarına göre farklı iklim kuşaklarında dahi humik gübre kullanımı her türlü bitkide hem ürün miktarını hem de kalitesini artırmaktadır.
Araştırmalar, tohum veya fide dikiminden önce humik gübreyi kullanmaya başlamak gerektiği ortaya çıkarmıştır. Bunun birinci nedeni bütün çiftçilerin yüksek kaliteli tohum / fide bulamamalarıdır. Kullanılan tohumların çoğu hastalanmaya aday düşük kalitelidir. Hatta yüksek kaliteli tohum kullanılsa bile ilk günden tohumlar kuraklık, don aşırı sıcaklar, su basması gibi zor doğa koşullarıyla karşılaşabilmektedir.
Tohumların ekilmeden önce humik gübre BİRAY-S ile ıslatılmasıyla bağışıklık sistemi güçlenir, tohum yüzeyindeki enfeksiyonlardan kurtulur, tohumdaki fiziksel yaralanmaların olumsuz etkilerini azaltır, gücünü artırır, laboratuar ve tarlalarda çimlenmenin arttığı, büyüme ve gelişiminin hızlandığı, gözle görülür biçimde tohumların BİRAY-S ile ıslatılmasıyla yaşama şansları önemli ölçüde artmaktadır. Bu kendi biyolojik yapıları gereği zayıf kök sistemleri olan buğday, arpa, yulaf, darı, pirinç, soya, fasulyesi, patates, kendir, v.b. gibi bitkiler için özellikle çok önemlidir. Bu bitkiler için ekimden sonraki ilk 2-3 hafta çok önemlidir. Tohumun yavaş gelişmesi ve çimlenmenin yavaşlaması yabani otların çoğalmasına, bitki gelişiminin yavaşlamasına ve ürün miktarının düşmesine neden olur. Bütün bitkilerde sağlıklı gelişim ve ürün artışı için ekilen tohum/fidenin sağlıklı olması, sağlıklı çimlenmesi ön koşuldur. Bunu sağlayacak olan temel etkende tohum/fide dikilmeden önce BİRAY-S uygulaması yapılmasıdır. Bitki yaşamında kök sistemi çok önemlidir. BİRAY-S tohumlara uygulandıktan sonra bitkinin kök sistemi daha iyi gelişir, güçlü kök dallanması oluşur ve kökler kolaylıkla daha derinlere dağılırlar. Bu bitkiye birçok yarar sağlar. Bitki toprağa daha güçlü tutunur, bu demektir ki güçlü rüzgârlara aşırı yağışlara, erozyona ve diğer doğa olaylarına karşı bitki güçlü bir şekilde karşı koyabilir. Ayrıca bitkinin beslenmesi için daha geniş imkanlar ortaya çıkar, bitki kökleriyle eriyik haldeki besleyici elementleri, mineralleri suyu ve oksijeni alır. Güçlü ve geniş alana yayılmış kökler daha çok toprakla temas ederek daha çok besin maddesine ulaşır, bunları bitkiye aktarınca da bitki daha hızlı ve güçlü gelişir. Bu oluşumlar BİRAY-S sayesinde olmaktadır. Amino asitler, şeker, vitaminler gibi organik maddelerin sentezleri köklerde meydana gelmektedir, BİRAY-S uygulaması bu sentezlerin oluşumunu güçlendirir, bitkide meydana gelen bu sentezlerin bir kısmı kökler aracılığıyla toprağa geri verilir. Bitkinin ne kadar güçlü metabolizması çalışırsa ve ne kadar güçlü kökleri olursa o kadar çok kökleriyle toprağa birçok mikrofloru besleyen besin maddeleri verir. Ve bunun sonucunda da ortaya çıkan mikroflorlar bitkinin besin maddesi olur. Kök sisteminin ayırdığı karbon, elma ve diğer asitler toprağın içindeki iyon miktarını azaltıp absorbe ederler. Bitkiler topraktaki organik maddelerin ayrışmasıyla enzimler üretirler. Sonuç olarak güçlü köklerin etkisiyle üretilen fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir ve diğer besin maddelerinin bitkiyi beslemesiyle daha güçlü bir bitki yetişir.
Tohumun sentetik gübrelerle yaşama başlaması zayıf bir kök sistemiyle başlaması demektir. BİRAY-S uygulaması ise tohumun yeşerme ve güçlü bir bitki olarak gelişmesine güçlü bir ivme kazandırır. Bitkiye başlangıç döneminde çok miktarda fosfor gereklidir, fosfor bitkinin gelişimi için kritik faktördür. Zayıf köklü bitkiler fosforu alamazlar.BİRAY-S etkisiyle güçlü köklere kavuşan bitkilerse istedikleri kadar fosforu kullanılarak bitkinin hızlı ve güçlü gelişmesini sağlarlar. Güçlü ve derine inmiş kökler sayesinde kurak bölgelerde dahi kökler derindeki nemli toprağa ulaştıkları için bitki susuz kalmaz ve verim artışı sağlanır. Ayrıca BİRAY-S bitkinin suyu daha ekonomik kullanmasını sağlar.
Bilindiği gibi herhangi bir bitkinin verimliliğinin birçok göstergesi vardır, bunlar hem hücre düzeyinde hem de bitkinin bütününde oluşan gelişmelerin farklı süreçlerde kök hücrelerinin geçirgenliği, enzim aktivitesi fotosentez verimliliği bitkide besin maddelerinin etkinliği gibi özelliklerdir, BİRAY-S kullanımı bu 4 bileşkenin etkinliğini oldukça artırır. Ancak yüksek ürün verimliliği için bu yeterli değildir, güçlü fotosentez, karbonhidrat dönüşümü ve bitki biokütlesinin artması için bitkiye güçlü besin maddeleri de vermek gerekir. Bunun sağlanması aslında çok basittir: Sadece bitkinin sindirilebileceği formda yeterli besin maddeleri vermek!
Bitkilerin ürün verimliliğini sağlayan 2.önemli faktör toprak verimliliğidir. Tarım uzmanları, topraktaki biyolojik işlemlerle toprak metabolizmalarını 2 katına çıkararak ürün veriminin de 2 katına çıkabileceğini söylüyorlar. Bunu sağlamada BİRAY-S kullanmanın çok büyük rolü vardır.
Bütün bitki kültürlerinde ürün verimini artırmak için tohumda, bitkide ve toprakta BİRAY-S kullanmak gerekir. Daha fazla etki için mineral gübre veya BİRAY-K ile birlikte BİRAY-S uygulaması önerilir.
BİRAY-S bitkilerde verimliliği artırması konusunda yapılan araştırmalar yeni ve ilginç modeller ortaya çıkarmıştır. Önceleri bitkinin verim artışını büyük ölçüde fotosentez yoğunluğunun etkilediği var sayılmıştır. Daha sonra bilim insanları ürün artışına BİRAY-S yapraklara uygulanmasıyla yaprak çalışma yüzeyinin dağıtım hızının etkili olduğunu keşfettiler. Kükürt, azot, bor ve diğer bazı besin maddelerinin bitkiye yapraktan girdiğini buldular. Yaprak çalışma yüzeyi ne kadar hızlı olursa bitkinin havadan besini alması o kadar çok etkili olacaktır ve yaprak yüzeyden verilen besini o kadar çok alacaktır, bu da ürün artışına yol açar. BİRAY-S kullanımı sayesinde 2-7 gün arasında buğday, mısır, yonca ve bütün bitki türlerinde fenofaz geçişinin hızlandırılması görülmektedir. Bu özellikle soğuk bölgelerde yapılan tarımda çok önemlidir.
BİRAY-S yoğun kullanımı, beslenme ve ürüne vejetasyonun kısa olduğu bitkilerde gereklidir. BİRAY-S bitki metabolizmasının genel gidişini ve büyüme sürecini olumlu etkiler. BİRAY-S etkisi altında bitkiler, azot, fosfor, potasyum ve karbonhitrat değişimi güçlenir. Bitkinin köklerinin geçirgenliğinin önemli ölçüde artmasıyla mineral gübrelerin emilişinde de önemli ölçüde artış olur. Potasyum ve azotlu gübreler BİRAY-S etkisiyle asimile olup bitki tarafından kolay ulaşılabilir hale geldiklerinden etkileri birkaç kat artmaktadır. Bu azotlu, potasyumlu ve fosforlu gübrelerin kullanımını en az %30 azaltmaktadır. Bitkinin beslenmesinde önemli bir diğer besin madde grubu olan bakır, çinko, bor, manganez, molibden, kobalt gibi iz element bileşenleri de BİRAY-S içinde vardır. Ve bunları bitkinin ihtiyacı olan bileşenlere dönüştürerek kolayca erişilebilir hale dönüştürür temel iz elementlere bitkilerin ihtiyacı binde hatta yüz binde bir kadardır ancak gelişimleri için vazgeçilmez maddelerdir. İz elementlerin her biri kendine has özellikleriyle bitkinin gelişimine katkıda bulunur ama gerektiğinde birbirlerinin yerine de işlevlerini sürdürebilirler.
BOR: Bazı hastalıkları iyileştirir, üreme organlarının dökülmelerini önleyerek miktarını artırır, ürünlerdeki vitaminleri artırır. Besin taşıyıcı damarların daha iyi gelişimini sağlar, çeşitli enzimlerin aktivitesini artırır. Şeker pancarında ürün miktar ve şeker oranını artırır, bezelye, fasulye, nohut, gibi baklagillerde verimi arttırır.
MAGNEZYUM: Fotosentez sürecinin ve askorbik asit oluşumunun vazgeçilmezidir, birçok enzimlerin içeriğine girer, şeker pancarı verimini ve şeker oranını arttırır.
BAKIR: Protein sentezlerini aktifleştirir, bitkileri kuraklık ve don olaylarına karşı çeşitli mantar ve virüslere karşı direnç kazandırır, birçok enzim içeriğine girer. Bitkinin protein ve karbonhidrat metabolizması üzerinde etkilidir.
ÇİNKO: Besleme, solunum, protein sentezi ve karbonhidrat süreçlerinde yer alan birçok enzimlerin bileşenidir. MOLİBDEN: Havadan azot alınması süresince önemli rol oynar, nitrat azotundan amonyuma kadar dönüşümüyle ilgili bütün enzimlerin içeriğinde bulunur, hem nodül, hem de serbest yaşayan azot bağlayıcı bakterileri uyarır. Hububat, baklagiller, yonca, çayırotu, karnabaharda verim artışı sağlar.
KOBALT: Nodül bakterilerin aktif yaşamaları için gereklidir. Azot ihtiyacı fazla olan baklagiller için önemlidir.
İz element içeriği düşük olan topraklarda humik gübre kullanımı çok önemlidir. Bu topraklarda ki bitkilere yaprak gübresi olarak BİRAY-S vermek demek toprağa humik gübre vermek demektir. Toprağın, humus içeriği ve PH; iz elementlerin hareketliliğine bağlıdır. Bor ve bakır içeriği ise birde toprak nemine bağlıdır. Humik bileşikler bitki organizmasının koruma fonksiyonunu güçlendirir. Humütların koruyucu etkisi çok yüksek yada çok düşük sıcaklık, kuraklık veya sel, topraktaki yetersiz ışık veya oksijen, toksik kimyasalların birikimi gibi olağan üstü durumlarda çok güçlü olarak ortay çıkar. Mısır ve patatesin düşük sıcaklıkta (-12c) yok olmadığı belirlenmiştir. Humütlar pestisitlerin toksik ve mutajenik etkilerini ya zayıflatır yada tamamen notralize eder BİRAY-S kullanılan bitkiler de aşırı dozda azotlu gübre veya aşırı dozda pestisit kullanımında fazla zarar görmezler.
BİRAY-S kullanımıyla hububat, patates, mısır, sebze, soya fasulyesi, pirinç, ayçiçeği, şeker pancarı, meyve, çilek, üzüm, narenciye, çiçek ve süs bitkilerinde kesin olarak ürün miktarı ve kalitesinde artış görülmüştür. BİRAY-S kullanılan bitkilerin ürünlerinde C vitamini, karoten, riboflavin ve neotsin artar. Bitki türüne bağlı olarak büyüme oranı %25 -100 artmaktadır. Ayrıca protein, nişasta düzeyini, nukleit asitleri ve şekeri arttırarak ürün kalitesini olumlu etkiler. BİRAY-S diğer hümik gübrelerden aşağıdaki şekilde farklıdır:
1-) Canlı bakteri florası içerir.
2-) Bir dizi makro ve mikro elementleri içerir.
3-) Vitaminler ve fito hormonlar içerir.